Musa Eroğlu (hayatı)
12 Jan 2008 17:49:071946 yılında İçel’in Mut Kazası’nda doğmuşum. Ortaöğrenimimi Mut’ta tamamladım. Mut’ta eğitmenler çoktu, o zamanlar. 1953′lerde, 2500 nüfuslu bir ilçeydi, Mut. Bizim köy Kumaçkuru Köyü. 1870′lerde Malatya’dan Adana’ya gelenlerin, Cumhuriyet öncesi siyasal yapının verdiği bir görüntünün yansımaları olan uçbeyliklerin teşekkülüyle oluşmuş bir yerleşim vardı. Hatta bizimkiler sanki burada beylerin olması gibi bir durum varmışçasına, buralara “üçbeylik, üçbeyler” derlerdi. Bu yerleşim alanından bizim köye sekiz km. bir mesafe vardır. O zamanlar davar güderek aileme katkıda bulunuyordum. O tarihlerde cumartesi öğlene kadar okullar açıktı. Bir pazarımız vardı. Pazartesi günleri davar güdüyordum. İki gün çalıştığımda, on kuruş para alıyordum. Ortaokullarda hocalarımız yöresel unsurlara, folklora, oyunlara çok önem veriyorlardı. Ortaokuldayken bir müsamerede bana “Karacaoğlan”ı oynatmışlardı. Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut’tun diğer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede “Karacaoğlan”la ilgili geleneği, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıştı, çevre köylerce. O Karacaoğlan şenliğindeki rolüm, beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri, okul zaruri tabii eğitim temel zaruriyet. Mut’ta bir folklor gurubu oluşturuldu. Ben orada görev aldım. O Karacaoğlan oyununun, beni peşinden sürükleyen o oyunun peşinden gittim hep. Gezebildiğim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu’nun birçok köyüne ulaştım. Sadece Çorum’da 340 köy gezdim. Anadolu’da gördüğüm şu; yaşamların inançların yüzde doksanı ortak. Gelenek ve görenekleri ortak. Yani ortak bir kültürleri var. Anadolu’daki kültür zamanla bir mozaiğe dönüşmüş. Biz kendi gelenek ve göreneklerimizi “şehirli kalıbı” içine oturtmaya çalışmışız. Şehirle özdeşleştirmeye çalışmışız. Halbuki, çok uzunca bir evrim bu. Belki göçebe yaşamı şehirli için garip gelebilir; ama şehirlinin büyük kısmı huzursuzdur, yaşamından. Kırsal alandan şehre göçte, yozlaşma yaşamış. Alt yapıya uyum yok. Sorunlar çok. Dil mesela, hiçbir zaman köydeki, obadaki, yayladaki insan şehirdekiler gibi konuşamaz. Konuşması da beklenemez. Benim için bile bu böyledir. Şehir bambaşka, şehircilik bambaşka bir şeydir. Bu taşınmayla gelen insanlar, korunmuyor. Kurban Bayramı’nda apartmanda kurban kesen insanının çaresizliğini düşünün. Halbuki o insan köydeyken, bunu çok doğal ve rahat yapıyordu. O kültür şehre taşınmamış demek ki. Kültürel öğeler budanmaya başladığı zaman, o güzel türkülerle yoğrulan insanların ileriye doğru bakışları da törpülenmiştir. Bu yüzden boşluktadır. Köyde doğmuş, büyümüş, olan biri olarak, her sene köyümü ziyaret ederim. Bu bir hasrettir. Bunu hiç ihmal etmedim. Şimdi köyle şehir, şehirli ve köy kökenliler arasında bir kopukluk var. Keşke bu kopukluk giderilebilse. Böyle bir toplumda müzikle, gelenekle, türkü de törpülenir. Anadolu’daki müzik formu incelenirse, Ege Bölgesi’nde geniş bir müzik formu olduğu görürüz. Mesela o zeybeklerdeki incelikler, etimolojik yapıdaki güzellik, estetik ne kadar hoş. Sözler çok az, müzik daha fazla. İç Anadolu’da sözler daha fazla, müzik daha az. Ege ve Karadeniz: Ege’de, ihtiyaçtan dolayı (sosyolojik nedenlerden taassuptan filan kaynaklanan) müzikli renklilik çeşitlilik var. Bunu çalıyor. Daha evvel ne yapıyor? Boğaz havası dediğimiz bir şey var. İlk önce havasıyla yüksek perdeden ihtiyaçlarını seslendiriyor. Bu ihtiyaç, bir alt yapıdan doğuyor. 30-40 bin kişilik konserler yapılıyordu, Ege’de. Müziklerin bu kadar çeşitli olmasının Grek Kültürü’yle mutlaka bir ilgisi var. Rodos’tan, Girit’ten derlenen türkülere baktığımız zaman, sadece sözleri farklı. Yunanca söylüyor, biz burada onun Türkçesi’ni söylüyoruz. Bu müzik, bu halkın alt yapısının rafineliğinin yansımasıdır. Doğu Anadolu’da ise, iki veya üç dört sesten oluşuyor melodiler. İç Anadolu’da da daha az. Karadeniz’de geçmişteki Pontusların torunları vardır. Ama bir kemençenin çalımı, hiç de küçümsenecek bir şey değil. Tüm Anadolu’nun incelenmesi gerekiyor yani teker teker. 1965′teki iki tane 45′lik yaptım. Dinsel motifli şeyler okumuştum. O günden bugüne 1979′de bir uzunçalar yaptım. 15 tane kaset yaptım. 45′likleri sayamıyorum. Daha fazla. Ayrıca sanatçı kardeşlerimle yaptığım ortak çalışmalar da oldu. 8 kaset var. “Muhabbet” adını vermiştik adına. En son Arif Sağ’la resital şeklinde yapmıştık. Bir de en son UNESCO için bir çalışma yaptım. UNESCO’dan Henri le’Comte isimli bir Asya müzikleri araştırmacısı, sürekli gezilerle, incelemelerle müzik çalışmaları yapıyor. Bütün Türki Cumhuriyetler’inde çalınan müzik araçlarının çoğunun CD’lerini yapmış, kayıtları kendisi yapıyor. Benimle de bağlantıya geçti ve benimle de CD çalışması yaptı. 1980′li yıllardan itibaren müzik yönetmenliklerim var. Birçok müzisyenin yetişmesinde katkılarım vardır. Anadolu’daki semahların kaybolmaması için, “Bin Yıllık Yürüyüş” isimli 90 dakikalık 2 CD semahları yaptım. Ticari amaçlı değildir bu. İleriye kalabilmesi için kaybolmasın diye. Bunu halk kültürüne bir katkı olarak görüyorum. Bunları yaşama geçirmek için, 1980′den(1983) sonra insanlara bağlama felsefesini öğretmek için de bir dershane açtım. Büyük usta Musa Eroğlu’nun halk müziğinde kaynak kişi, derlemeci ve besteci olarak eserleri mevcuttur bunlardan bazıları: Kaynaklık ettiği türküler Bir kere uğradım hakkın cemine, Bulut bulut üstüne, Ceviz arasında vardır evimiz, Geyinmiş kuşanmış yayladan gelir, Kullar olam seni doğuran anaya, Şu dağların yükseğine erseler, Şu yüce dağların karı eridi, Yatamadım gasavetten meraktan… Derlediği türküler Emirdağı Birbirine Ulalı, Dost Bağının Meyvaları Erişti… Bestelediği türküler Gönlümüze Yar Düşünce, Hey Erenler Pazarım Var, Mihriban, Telli turnam, Yol ver dağlar… Ähnliche BeiträgeSabahat Akkiraz (hayatı)Sabahat Akkiraz 1955'te Sivas'ta doğdu. Ailesinde müzikle uğraşanlardan etkilendi. Akkiraz'ınMusa Eroğlu (hayatı)1946 yılında İçel'in Mut Kazası'nda doğmuşum. Ortaöğrenimimi Mut'ta tamamladım. Mut'taAşık Hüseyin ÇırakmanHüseyin Çırakman 1930 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Körkü köyündeZülfü Livaneli (hayatı) 20 Haziran 1946 tarihinde Ilgın'da doğdu. Asıl adı ÖmerYavuz Top (hayatı)1950 yılında Erzincan'ın Tercan ilçesinde doğdum. O yıllarda Tercan veCopyright © 2007Zerennet.net. Bu site kendini Türkiye' de internetin gelişimine adamıştır. )Bu Yazıyı Paylaşın
Kaynak ve Devamı: zerennetBu Kategorideki Diğer Haberler
- Naz?m Hikmet ve Sanat14 Apr 2008 16:18:09
- Vergi sistemimiz ve halk14 Apr 2008 16:23:33
- Mediawiki SEO Ayarlar?14 Apr 2008 20:10:25
- Bir ayr?l?k bir yoksulluk bir ölüm13 Apr 2008 12:29:36
- Ala Gözlü Nazl? Dilber13 Apr 2008 12:31:34
- Bilgisayar Güç Kayna??12 Apr 2008 16:41:58
- Ethernet kart?12 Apr 2008 16:45:53
- Sitenizden backlink sat?n12 Apr 2008 16:56:37
- Globalcashclicks11 Apr 2008 21:17:12
- Bedava web hosting16 Mar 2008 13:01:17
- Wordpress otomatik eklenti güncelleme eklentisi16 Mar 2008 13:17:13
- Dw de timeline kullanma16 Mar 2008 15:58:48
- A??k Veysel ?at?ro?lu09 Mar 2008 18:00:05
- Gönlüm Da?larda04 Mar 2008 13:48:04
- Nerden Geliyorsun Yolcu04 Mar 2008 13:51:17
- Uzaklar?n Türküsü04 Mar 2008 13:55:37
- Timeline kullanma02 Mar 2008 20:16:17
- Bilgisayar monitörleri24 Feb 2008 18:34:15
- 7.4 Yetmedi mi diyenlere ?18 Feb 2008 13:59:45
- RAM (Random Access Memory - Rasgele Erişilebilir Bellek)09 Feb 2008 08:42:14
- DREAMWEAVER LAYER KULLANIMI09 Feb 2008 08:48:56
- Başka Türkiye yok ! Vatanına sahip çık09 Feb 2008 19:07:31
- A?k?n beni elden ele gezdirdi06 Feb 2008 08:00:36
- Youtube Engellendi. Engelleri aşın !19 Jan 2008 10:41:45
- Aşık Daimi14 Jan 2008 17:49:45
- Zülfü Livaneli (hayatı)12 Jan 2008 17:34:48
- Yavuz Top (hayatı)12 Jan 2008 17:41:09
- Sabahat Akkiraz (hayatı)12 Jan 2008 17:46:21
- Musa Eroğlu (hayatı)12 Jan 2008 17:49:07
- Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım12 Jan 2008 17:52:15